İnanç Önderliğinin Kurumsallaşması

 

Yüzyıllardır, Aleviliğin İslam anlayışı, ülkemizde maalesef tanınmadı, yok sayıldı, bilinmezden ve görülmezden gelindi. Sayıları yirmi beş milyonla ifade edilen büyük bir kitle, tüm yurttaşlık görevlerini yerine getirmesine rağmen, Onların bu inançları konusunda, inkâr politikası izlendi. Oysa bu ülkeyi ve Balkanları İslamlaştıran ve Türkleştiren Alevilikti. Bu toprağın mayası, Aleviliğin İslam anlayışıyla yoğrulmuştur. Buna rağmen; İbadet mekânları olan Cem evleri, yasal statüye kavuşturulmadı.  İnanç önderleri olan Dede / Baba’lar yirmi beş milyon insanı temsilen devlet katında, resmi olarak tanınmadılar. Ne bir eğitim görebilecekleri bir okulları, ne de kurumsal  bir  nitelik kazanabilecekleri bir bilimsel müessese oluşturulmadı. Oysa, insanın en masum hakkı din ve vicdan özgürlüğüdür. Bu gün alevi çocuklarına Aleviliğin İslam anlayışını verecek bir kurum ne yazık ki yoktur.

Alevi İslam inancını benimsemiş insanlar, adeta kendi kaderlerine terk edilmişlerdir.. İnanç önderleri de son zamanlarda kendi toplumundan gerekli saygınlığı göremeyince, kendi kabuklarına çekilmişlerdir.. Alevi köylerinde ne yazık ki, cenaze kaldırabilecek, inançsal hizmetleri yerine getirebilecek, inanç önderleri kalmadı. Kentleşmeyle birlikte ocak kültü de çatırdamaya başladı. Dede talibi, talip de dedesini kaybetmiştir. Dedeler, kentleşmeyle birlikte etkinliklerini yitirmişlerdir. Dede, eğitimini göremedi, talibinin önüne geçemedi. Dolayısıyla kırılmalarda başladı.  Bu gün istek ve aşkla yapılan cem evlerinde, hizmet yapacak inanç önderi sıkıntısı çekilmektedir. Bu sıkıntılar isteyerek ve bilerek yapıldı. Asıl amaç Alevileri öndersiz bırakılarak, onların hızla asimile olmalarını sağlamak amacı güdülmektedir..

İşte, böylesi bir dönemde, CEM Vakfı İnanç Önderlerini, bir araya getirerek “Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı”nı oluşturdu. Dünya’nın dört bir tarafındaki Alevilerin inanç önderlerini, bir araya getirip, “kurumlar üstü kurum” statüsünü kazandırmış oldu. Eğer bu kurumsallaşma olmasaydı, Dede – Babalar bir araya gelip birbirlerini tanımalarına vesile olmasaydı, dün olduğu gibi “El ele, el Hakk’a” deyip, çağın bilgisiyle donanmış inanç önderlerini bir araya getirmeseydi; bugün olduğu gibi, Diyanet İşleri Başkanlığınca bütün Alevi köylerine camiler yapılır yoğun propaganda ile Aleviler asimile edilirdi. Gaye bu idi. Bu ülkenin hamurunun mayasında var olan ve Balkanlara kadar giden Alevilik, sinsice yok edilmek istenmektedir..

 

Prof. Dr. İzzettin DOĞAN’ın önderliğindeki CEM Vakfı, bu kuruma (Alevi İslam Başkanlığına) çok büyük emekler vererek oluşturdu ve yıllardır da sahip çıkmaktadırlar. Bu kurum; yukarıda anlattığımız değerlere sahip olan Dedeler – Babalar tarafından oluşturulmuştur. Yüz yıllardır hiçbir karşılık beklemeden, halka hizmet edenlerin, bu kutsal yola canları ve malları pahasına sahip çıkanların kurumudur. Artık inanç önderleri de bir araya gelerek konuşup, tartışıp gerçek İslami değerlerin ortaya çıkmasını ve Aleviliğin sonsuza kadar yaşayabilmesi için, birlikte üretip, birlikte karar vermektedirler. Dün olduğu gibi bu gün de Hak- Muhammed – Ali yolu sahipsiz değildir.

 

Neden kuruldu?

Niçin gerek görüldü?

Bunları da açıklamak gerekiyor.

Ali Rıza UĞURLU

Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !