Mevlevilikte İnanç Önderliği

 

Mevlevilikte hilâfet (dedelik), diğer yolların aksine verilmez, alınır. Geçmişte faaliyet göstermiş 128 Mevlevi tekkesinin çoğunda, post erkânı olan kişiler mürşid-i kâmil değildirler.

 

Mevlevilikte bir mürit adayı, bir mirşit-i kâmile intisab etmek istediğinde, ilk intisab anında mürit adayı, mürşitin gözlerine bakarak 3 kez “Allah” esmasıyla hitapta bulunur ve ardından kendisine, mürşid-i kâmil tarafından “seyr-i sülûk” olarak adlandırılan gece hizmetleri verilir. Bu suretle mürit adayı, mürşidini her türlü varlığın üstünde görmekle yükümlüdür. Mürit adayı, her türlü nefsi arzularını terk edip mürşidine tam bir imanla bağlanmalıdır. Mürşid-i kâmil, mürit adayına, nefsine ağır gelebilecek sınamalarda da bulunarak onu ikrar ve nefs sınavına tabii tutabilir. Tüm bu sınamalar sonucunda mürit adayı, imanını ve gönlünü bozmadan, mürşid-i kâmiline olan bağlılık ve sevgisini de yücelterek yolunu sürdüğünde, bir gün mürşid-i kâmil ile müridi arasındaki dünya perdesi kalkar ve efendisine zahir olan her şey, müridine de zahir olmaya başlar.

 

Böylelikle aralarındaki fark kalkarak, mürşid-i kâmil mürid, mürid de mürşid-i kâmil haline gelmiş olur. Geceleri mâna âleminde birlikte seyran ederler ve bir araya geldiklerinde, seyranda gördüklerini birbirlerine aktarırlar. Dede efendi müridindeki bu hali gördüğünde, peygamber efendimizin Hz. Ali’ye soyunduğu gibi, dede efendi de aynı şekilde müridine soyunur. Bundan sonra dede efendi, kendisini giyen müridine her türlü müdahaleye son vererek meydanı ona terk eder. Sohbetlerde dinleyici sıfatına bürünür. Artık kendisine sorulan her türlü soruyu doğrudan müridine yönlendirerek onu vekil kılar ve müridine kulluğa soyunur.

 

Mürşid-i kâmil hayatta iken yerine uygun bir aday çıkmadığında, ahlâken örnek olan bir manevi evladını posta tayin eder. Bu kişi “teberruken dede” sıfatını taşır. Amaç postun boş kalmaması ve erkânın devamıdır. Bu post, irşat postu olarak kabul edilen yeşil post değil, meydan postu olarak kabul edilen kırmızı posttur. Zira bu kişinin irşat etme yetkisi ve yeteneği bulunmamaktadır.

 

Mevlevi dedesi bulunduğu her dergâhta posta oturma yetkisine sahip olup, aynı yetki diğer şeyhlere verilmemiştir. Aynı şekilde mürşid-i kâmil sıfatı taşıyan bir Mevlevi dedesi diğer dergâhları ziyarete gittiğinde, meydan sahipleri Mevlevi dedesinden usulen destur (icazet) almadan meydan açamazlar. Diğer dergâhlarda hilafet (makam) verilirken, Mevlevilikte mana âleminden alınır.

 

Hasan Çıkar – Mevlevi Dedesi

 

CEM VAKFI ALEVİ İSLAM DİN HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI KİTAPÇIĞI( ALEVİLİKTE İNANÇ ÖNDERLİĞİ)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !